Alanya tarımında 'Tropikal üretim durdurulsun' çıkışına birleşik tepki!

Alanya tarımında 'Tropikal üretim durdurulsun' çıkışına birleşik tepki!
Alanya'da Ziraat Odası, Avokado ve Muz Üreticileri, Tropikal Meyve Üretimini Durdurma Çağrısına Karşı Çıkıyor. Devlet Desteği ve İklim Değişikliği Sorunları Tartışılıyor.

Alanya Ziraat Odası Başkanı Tahir Göktepe, Alanya Avokado Üreticileri Birliği Başkanı Hilmi Sevilgen ve Alanya Muz Üreticileri Birliği (MUZBİR) Başkanı Mustafa Şenli, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Erol Kesici’nin ilçeyi de ilgilendiren muz, mango, avokadonun yeraltı sularını yok ettiğini, üretimin durdurulması gerektiği ile ilgili sözlerinin ardından ortak açıklama yaptılar. Önce konuşan Göktepe, Alanya ve diğer tropikal ürünlerin yetiştiği bölgelerde kesinlikle damlama sulama sistemi dışında sulama modelinin uygulanmadığını söyledi. Göktepe, “Vahşi sulama kullanmıyoruz. Vahşi sulamayı yapacak eleman da bulamıyoruz. Sadece muzda vahşi sulamadan daha mütevazi olan yağmurlama sulama yapıyoruz. Bunu da içerinin nispi nemini artırmak için yapıyoruz. Ülkemiz dışa bağımlı olmaması için üreticilerimiz elinden geldiğince uğraşıyor. Yeraltı kaynaklarının bitmesi ile ilgili şunu belirtmek isterim. Yeraltı kaynağı bitecek olsa ya da uygun olmasa devlet buna izin vermez. Muz nispeten suyu biraz daha fazla ister ancak şu anda mango üretiminde haftada bir, ejder meyvesi üretiminde 15 günde bir su veriyoruz. Yazın çok sıcak olan günlerde mangoya haftada 2 kez su veriyoruz. Bunda da 45 dakika yetiyor. Avokadoda şu anda 150 milyon adet üretim potansiyeline sahibiz. Bu da milyarlarca liranın ülkemizde kalması demek. Devlet bunları yasaklamalı denilmiş. Burada çok ciddi mikroklimada yaşıyoruz. Bu ürünlerin yetiştiği coğrafyada yaşıyoruz ki şanslıyız. Yatırım maliyetleri yüksek ama üretimi sonuna kadar devam ettiren çiftçiler var. Muz üretilen alanların dışına çıktı. Muzda plantasyon belirleyelim, bunun dışına çıkılmasın dedik. Şu anda sübvansiyonlu kredi desteği yok. Diğer tropikal ürünlerde mutlaka devlet desteği sonuna kadar devam etmeli. Hatta tropikal ürün yetiştiren üreticilere daha pozitif ayrımcılık yaparak sıfır faizle kredi kullandırılmalı. Şu anda buradaki üreticiler mango üretmese bu ürünlerin hepsini dışarıdan almak zorundayız. İthalatçıların hepsi üretime karşı. Üreticiler buradan aile, ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Bunu ulusal basın kimseye sormadan haber yapıyor. Burada iklim değişikliğinin nedeni avokado bahçeleri değil. Hep beraber şunu düşünmemiz lazım. Dimçayı, Demirtaş Çayı denize akıyor. Yeniköy Barajı’nın bitmesini istiyoruz. Alara, Kargı çaylarını gölet, baraj yapıp üreticiye suyu nasıl ulaştırabiliriz ki bu anlamda nasıl rahatlatacağımızı düşünmemiz lazım. Dimçayı Barajı’nın son etabı bitmek üzere. Yeniköy Barajı ile ilgili yeni ihale çalışması var. Diğer yerlerde gölet çalışması var. Bunlarla ilgili üreticiye destek verilmeli” dedi.

“O ZAMAN ÇİFTÇİLİĞİ DE BIRAKALIM”

Avokado Üreticileri Birliği Başkanı Sevilgen de, “Ülkemizde gerçekten o kadar cahil var ki. İnanın o tarladaki okumayan çiftçilerimizin cahilliği onların profesörlüğüne on basar. Bunu açıkça söylemek istiyorum. Çiftçilerimiz zor şartlarda üretim yapıyor. Vahşi sulamayı değil de biz ağacın dalındaki meyveyi koparacak adam bulamıyoruz. Yetkililer bizi daha önce tropikale geçirmesi gerekirken biz mecburiyetten geçtik. Çünkü tropikalin işçiliği daha az. Biz bunları şimdi dışarıdan mı alalım? Üretim yapmayalım mı? Biz geçen yıl 30 milyon TL’ye yakın avokado ihracatı gerçekleştirdik. Bu seneki hedefimiz 50 milyon TL ve şuan 40 milyon TL hedefine ulaştık. 50 milyonu aşıp 60 milyona TL’ye doğru gideceğiz. Aynı zamanda tarım sektörü her geçen yıl bitiyor. Gençler çiftçilik yapmayacak. Biz çiftçiliğe insanları nasıl teşvik edelim diye düşünürken ‘onu yapmayalım, bunu yapmayalım, dışarıdan alalım’ diye söylemler oluyor. Bu açıklamayı şöyle değerlendiriyorum. Delinin biri kuyuya taş atar ya kırk akıllı da çıkarmaya çalışır. Örneğin geçmişte zeytin ile ilgili zeytinyağının zararlı olduğu söylenmişti ve bunun ardından zeytin bahçeleri söküldü. Saçma sapan bir açıklama olarak buluyorum ben bunu. Özel bir bölgedeyiz. Tropikal alanları koruma altına almamız, betona teslim etmememiz gerekirken ‘Dışarıdan alalım daha iyi’ diyorlar. Avokado sayesinde her taraf yemyeşil oldu. Su sıkıntımız varsa devlet ruhsat vermiyorsa sondajı basamıyorsun. O bölgelere de ülke ekonomisine katkı sağlasın diye keçiboynuzu ekiyoruz. Bunun gibi insanların çiftçilere ‘daha büyük desteği nasıl sağlayabiliriz? Suyu size nasıl getirebiliriz’ diye sormaları gerekirken ‘Üretim yapmayın’ diyorlar. Çiftçiliği de bırakalım o zaman” diye konuştu.

“HİÇBİR BİTKİYİ ÇOK SU KULLANARAK İYİ YETİŞTİREMEZSİNİZ”

MUZBİR Başkanı Şenli ise, “İklim krizinin ya da kuraklığın faturasının çiftçiye çıkarılması akla yatacak bir şey değil. Bu bölgede yetiştirdiğimiz ürünlerin yetiştirme, altyapı, tesis oluşturma maliyetleri çok fazla. Bu yatırım yapılırken temel ihtiyaç su olduğu için üretici elindeki su miktarı kadar yatırım yapar. Bu yüzden Akdeniz Bölgesi’ndeki tropikal ürünlere kuraklığın faturasını kesmek ve bu ürünlerin üretiminin durdurulması ile kuraklık ve susuzluk sorunu giderilecekmiş gibi algı yaratmak çok akla yatkın değil. Hiçbir bitkiyi çok su kullanarak iyi yetiştiremezsiniz. Muz üretimine 1920’li yıllarda başlamışız. Şu anda ülke ihtiyacını karşılayacak seviyede muzu yetiştiriyoruz. Bu takdir edilesi gereken bir şey. Üretimi durdurması gerektiren bir durum değil. Diğer tropikal ürünler de de geçerli” ifadelerini kullandı.

Haber Editörü