banner56

Güzellik kavramı görecelidir görüşü hâkim olsa da, genel olarak fiziksel güzellikler konusunda orta yol bulunabilir... 
Asıl olan ise huy güzelliğidir. Fani güzellik geçicidir, ne kadar direnirse dirensin fizik değişir. En güzel insanı bile tahammül edilemez duruma getiren ise kötü huydur.
Âlemlere rahmet;
“Kalbinde, miskal kadarcık bile olsa, ‘kibir’den birşeyler bulunan kişi cennete giremeyecektir” buyurdu.
Bu çok önemli bir uyarma idi. Dinleyenler tabi, telaşlandılar; kendilerini yokladılar; durumu iyice anlayıp gereken tedbirleri almak niyetiyle, endişeli endişeli dediler ki:
“Kişi şüphe yok ki elbisesinin güzel olmasını, ayakkabılarının güzel olmasını sever ve ister (Yani bu da kibirlilik alameti midir?)”. Efendimiz buyurdu ki:
“Allah güzeldir, güzelliği sever; asıl kibir, hakkı, gerçeği görmezlikten gelip umursamamak, insanları hor ve hakir görüp tepeden bakmaktır.”
Bu kutlu sözden bize birçok güzel dersler çıkmaktadır:
Her şeyden önce anlaşılıyor ki bazı huylar ve davranışlar ile takınılan tavırlar, insanı mahvedebilir. O halde kötü huylarımızı mutlaka bırakmalı, içimizi temiz niyet ve iyi ahlâk ile dışımızı da kibar, asil ve olgun davranışlarla bezemeli; kâmil, arif ve zarif kişiler olmalıyız. Medeniyetimizin en büyük hedeflerinden biri ahlâkî olgunluğu sağlamaktır; zaten Peygamberimiz de güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildiğini açıkça beyan etmişti.
Ayrıca; daima hak ve hakikate saygılı olmalı, doğruyu ve hakkı sevmeli, acı da olsa gerçekleri kabul etmeli; kibir ve gururdan dolayı inatçılığı ve muhalefeti bırakmalı; her yerde ve her işte hakkaniyet ölçüsü ile hareket etmeli; haksızlıklara karşı çıkmalı; doğruyu söylemeli; doğru söze itiraz etmemeli; kendimizin ve yakınlarımızın aleyhine bile olsa adaletten ayrılmamalıyız.
Ve yine iyi bilmelidir ki güzel huyların en önemlilerinden biri de tevazu ve mahviyettir. Bunun karşıtı olan kötü huy ‘ucub’ diye adlandırılır ki kendini beğenmek, burnu havalarda olmak, insanlara tepeden bakmak, küçümsemek, hor görmek, alaya almak şeklinde ortaya çıkar. Bu ucub, tevfîk-i ilâhîye mânidir, yani sahibini, Hakk’ın ilahî yardımının kesilmesi cezasına uğratır ki en büyük felakettir. Kişi mağrur ve kendini beğenmiş olmamalı, sözünde işinde, davranış ve muamelesinde haddini bilip, aczini anlamalı, kendisinden daha bilgin, daha olgun, daha hayırlı kişiler olduğunu düşünerek tevazuyu elden hiç bırakmamalıdır.
Ve selim bir estetik şuuru, güzellik aşkı, güzeli sezme ve değerlendirme melekesi kuvvetle yerleşmiş ve iyice gelişmiş olmalıdır.
Her şeyin en güzelini yapmak; kendimiz en güzel vasıflarla donanmak, dünyada ve ahirette en güzel sonuçlara erişmek için iyilik yolunda çalışmak gayemiz olmalıdır. 
Selam olsun güzel vatanımızın güzel huylu insanlarına…
Muhabbetle…

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                        Mehmet Dikici

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner71

banner38

banner70

banner55

Alanya Medya Alexa